Ramazan Çınar | Eylül 2025

ABD Merkez Bankası (Fed)’nın faiz indirimi her zaman sade bir karar değildir; küresel finans dengelerini, para akımlarını ve piyasa beklentilerini birlikte etkileyen bir dönemeçtir. Eylül FED toplantıları her zaman önemli olmuştur ve ciddi etkileri olur. Bu gelişmeler Türkiye gibi gelişen ekonomiler için bu tür kararlar hem fırsat hem risk yaratır. Şu anki ortamda, Fed’in faiz indirimi ne demek olabilir, bu neye işaret ediyor, yatırımcı nasıl pozisyon almalı ve Türkiye nasıl etkilenir; gelin birlikte bakalım. 

Piyasaların öngördüğü üzere politika faizi 25 baz puan düşürülerek hedef aralığı %4,00–%4,25 seviyesine çekildi. Karar metninde öne çıkan unsurlar büyümede yavaşlama ve enflasyonun “bir miktar yüksek” seyretmeye devam etmesiydi. Zayıflayan iş gücü piyasası nedeni ile bir faiz indirimi kaçınılmazdı ve aslında bu durum zaten fiyatlanmıştı. Göçmeler konusundaki gelişmeler iş gücü piyasasını da etkilemesine rağmen göçmen akışının durmasından kaynaklı önümüzdeki süreçte zayıf iş gücü verileri göreceğiz. Aslında firmalar da işçi çıkartmıyor ama iş gücü piyasası büyümüyor. Ancak eğer Başkan Powell’ın ifade ettiği gibi aylık 50 bin civarında bir istihdam artışı işsizlik oranını sabit tutmaya yetecekse Fed’in veriye olan hassasiyeti de görece azalacak demektir. Haftalık işsizlik başvuruları işten çıkartmaların çok yoğun olmadığını gösteriyor ve bu durum devam eden başvurular ise COVID sonrası dönemin en yüksek seviyesinde.


Fed Neden Faiz İndirir?

  • İstihdam ya da ekonomik aktivite beklenenden zayıf olduğunda, ekonomik yavaşlama ya da resesyon riski görünmeye başladığında.
  • Enflasyon beklenen hedefin altına inmese bile fiyat baskılarının kontrol altına alınabileceği sinyalleri geliyorsa.
  • Küresel finans koşullarını rahatlatmak, kredi maliyetlerini düşürmek, tüketim ve yatırımı desteklemek için.

Yani Fed için “dengeleme” görevindeyiz: Enflasyonla mücadele ama aynı zamanda büyüme ve istihdamı korumak. Bu yüzden faiz indirimleri genellikle “son çare resesyon riskini azaltma” ya da “yavaş büyüme ile mücadele” prosedürünün parçası olur.


Piyasalara Etkileri

Fed faizi düşürdüğünde finansal piyasalarda genellikle şöyle etkiler görülür:

  • Likidite artışı ve borç maliyeti düşmesi: Bankalar, şirketler ve bireyler için kredi alma maliyeti geriler; yatırımlar ve harcamalar teşvik edilir.
  • Dolar zayıflama eğilimi: ABD’de faiz düşerse, dolar diğer para birimleri karşısında değer kaybedebilir. Bu durum, gelişmekte olan ülke para birimlerine göre avantaj yaratabilir.
  • Gelişen piyasalara sermaye girişi: Özellikle TL gibi nispeten yüksek getiri sunan para birimine yatırım yapan fonlar için cazibe artar. Bu sıcak para, kur üzerinde baskıyı hafifletebilir.
  • Riskli varlıklara yönelim: Hisse senetleri, emtia & alternatif varlıkların değerinde yükseliş beklenebilir; tahvil faizleri ve sabit getirili enstrümanlar görece daha az ilgi görebilir.
  • Enflasyon baskıları: Harcama artışı, ithalat maliyetleri yükseliyorsa enflasyonda yukarı yönlü riskler de ortaya çıkar.

Türkiye Açısından Olası Etkiler

Türkiye ekonomisi küresel gelişmelerden oldukça etkileniyor; Fed kararı da bu kapsamda… İşte belli başlı yansımalar:

Etki alanıOlası etkiler / fırsatlarOlası riskler
Döviz kuru / TL’nin değeriDolar zayıflarsa, TL bir miktar değer kazanabilir; kur baskısı hafifleyebilir. Kur kontrollü yükselmeye devam eder. Eğer Türkiye’ye özgü riskler artarsa (yüksek enflasyon, siyasi belirsizlik, dış borç servisi gibi), sermaye çıkışı olabilir; TL yine baskı görebilir.
Sermaye akımları & borçlanma maliyetiYabancı yatırımcıların Türkiye varlıklarına yönelmesi daha olası hale gelir; dış borç finansmanı daha avantajlı olabilir, eurobond/tahvil maliyetleri düşebilir.  Sermaye girişi sürekli olmayabilir; dış borç yükü yüksek olan şirketler için kur volatilitesi ve sermaye çıkışı riski devam eder.
EnflasyonDöviz kuru baskısının hafiflemesi ithal girdi maliyetlerini düşürebilir; maliyet enflasyonuna bir nebze fren koyabilir.İç talep artışı enflasyonu yeniden tetikleyebilir; gıda ve enerji gibi dallarda dış fiyat şokları etkili olabilir; enflasyon beklentileri bozulursa “ikinci tur etkiler” doğabilir.
Büyüme & yatırımUygun finansman koşulları, yatırım iştahını artırır; kredi hacmi büyür, konut, sanayi, ihracata dayalı sektörlerde canlanma olur. Talep artışı ve yatırım teşvikleri fiyat baskısı ve ithalata bağımlılık doğurabilir; yerli sektörlerin rekabet gücü zayıfsa dış açık sorun yaratır.
Borsa & finansal varlıklarHisse senetleri ve alternatif yatırımlarda olumlu seanslar görülebilir; TL varlıklarına yönelim, portföy çeşitlendirmesi öne çıkar.Faiz indiriminden beklenmeyen “güven eksikliği” veya Türkiye’ye özgü riskler varsa hisse senetlerinde dalgalanma yaşanır; yabancı çıkışı ve risk priminde yükseliş olabilir.

Yatırımcıya Öneriler

  1. Portföyü çeşitlendir: Sadece TL varlıklarında kalmak risklidir. Döviz, altın, hisse ve sabit getirili araçlar arasında denge kur.
  2. Risk primi takibi: CDS’ler, yabancı yatırımcı iştahı, ülke risk algısı gibi göstergeleri izle. Türkiye’ye özgü riskler arttığında bozulan beklentiler varsa temkinli ol.
  3. Kur ve enflasyon korumalı ürünler: Döviz cinsinden yükümlülükleri olan ya da ithalata bağımlı şirketler için kur riskine karşı hedge yöntemleri değerlendirilmeli.
  4. Faiz beklentisine göre vade stratejisi: Faizlerin düşeceği beklentisi olduğu zaman uzun vadeli sabit getirili tahvillere yönelmek mantıklı olabilir; ancak indirim döngüsü hızlanmasa ya da tersine dönse risk ortaya çıkar.
  5. Sektör seçimi dikkatli olsun: İhracatçı, döviz geliri olan şirketler avantajlı olabilir; iç ithalata, maliyet baskısına duyarlı olan sektörlerde risk daha yüksek.

Sonuç

SP500 düzeltme yapması gerektiğini gösteren çok fazla unsurlar var ama Fed’in faiz indirimi kararı, küresel finansal koşullar açısından Türkiye’ye potansiyel fırsatlar sunuyor: sermaye akışı, TL’nin değer kazanması, finansman maliyetlerinin düşmesi gibi olumlu gelişmeler mümkün. Ancak bu fırsatlar kendi içinde risklerle geliyor; enflasyon baskısı, kur oynaklığı, dış borç servisi, içerideki belirsizlikler gibi. Yatırımcı için kilit olan, bu dengenin farkında olmak ve kararlarını sadece global gelişmelere değil, Türkiye’ye özgü makroekonomik koşullar ve politika sinyallerine göre şekillendirmek.

Saygılarımla…21.09.2025

Visited 1 times, 1 visit(s) today
Close