“KKM Bitti, Ama Sanayiye Ne Olacak?”
Türkiye’nin son dönemde aldığı en önemli karar KKM’yi bitirmek oldu. Bu, bütçe üzerindeki kur farkı yükünü azaltacak. KKM’nin en önemli yüklerinden biri Hazine ve Merkez Bankası’nın ödediği kur farkı maliyetiydi. Özellikle 2022–2023 döneminde kur şoklarının yaşandığı aylarda, bu fark bütçeye yüz milyarlarca lira ek yük bindirdi. KKM’nin sona ermesiyle bu kalem bütçeden silinecek → faiz dışı harcamalar rahatlayacak, bütçe açığı bir nebze kontrol altına alınabilecek. 2025’in ilk yedi ayında bütçe açığı 1 trilyon lirayı aştı.
“Faiz Yükü Bütçeyi Yiyor, Perakende Dar Boğazda”
Devletin açıkladığı son bütçe rakamlarına göre, yılın ilk yedi ayında açık 1 trilyon 4,3 milyar liranın oldu. Tek başına Temmuz ayında bile yaklaşık 24 milyar lira bütçe açığı verildi. Fakat bu açığın kaynağı asıl olarak harcama değil, faiz giderleri oldu. Faiz giderleri ise geçen yılın aynı dönemine göre % 87 oranında artarak 1 trilyon 246 milyar lirayı buldu. Yani her 100 liralık vergi gelirinin 22 lirası faiz harcamalarına gitti.
Gelişen Küresel Ticaret Çalkantısı ve Türkiye’nin Yeri
Dünya Ticaret Örgütü (WTO), 2025 yılı için küresel mal ticareti hacmi büyümesinin %0,9 olacağını açıkladı. Bu, Nisan ayındaki -%0,2’lik daralma beklentisine göre belirgin bir iyileşme, ancak pandemi öncesi %2,7’lik öngörülerin oldukça altında. WTOnetThe Times of India.
Geri Dönüşü Olmayan Yol
Ülkemiz son dönemde farklı ve aslı olmayan gündemlerle uçurumun eğişine doğru sürüklenmektedir. Yapılan açıklamalar ve alınan kararlar, bizi adeta sosyal bir dağılma noktasına getirmiştir. 2016 yılından beri sürekli bir kriz hali içindeyiz. Çilemiz bitmiyor, aksine her geçen gün daha da derinleşiyor ve bu duruma alışır hale geliyoruz. Toplum, öğrenilmiş çaresizlikle kabuğuna çekilmiş durumda. 2021 yılında başlayan ve kasıtlı olarak memleketin fakirleşmesine neden olan Faiz indirimi konusu olayın çığırından çıkışıdır. Ülkede her şeyin fiyatı en az 10 katına çıktı ya da paramızdan bir sıfır (0) atıldı diye düşünebilirsiniz. Alım gücü o kadar düştü ki artık insanlar yaşam mücadelesi vermektedir.
Nakit Açığı ve Piyasa Etkisi: Durgunluk Sinyali mi, Yeni Sıkılaşma Dalgası mı?
Bir ülkede uygulanan ekonomi politikası maliye ve para politikaları ile belirlenir. Para politikasından Merkez Bankası sorumludur ve piyasalar bu konu ile ilgilidir. Maliye politikası ise hükümet tarafından yapılır ve uygulanır bu yüzden bazen gündeme bile gelmez. Maliye Politikası; fiyat istikrarını, tam istihdamı, iktisadi büyümeyi, kalkınmayı ve gelir dağılımında adaleti hedefler. Normal şartlar altında maliye politikası fiyat istikrarını sağlamada para politikasına destek olur. Maalesef son dönemde maliye politikası düzgün uygulanmadığı için gelir eşitsizliği giderek artmaktadır. Aslında bunun da kasıtlı yapıldığını da artık görmemek mümkün değil.
SP500 ve Global Borsalarda Kritik Eşik: 2025’in İkinci Yarısına Girerken Ne Beklenmeli?
Temmuz ayı itibariyle SP500 endeksi 6.250 seviyelerinde dolaşıyor. Teknik analizciler ve büyük yatırım bankaları, bu yükselişi “momentumun son demleri” olarak yorumlarken, bazı yapısal göstergeler 2000 ve 2007 yılındaki gibi sert düzeltme potansiyeline işaret ediyor.
Tarihin Ritimleri: Ekonomi Neden Dans Ediyor? “Benner Döngüsü”
Hayatta ve ekonomide döngüler ve dalgalanmalar hiçbir zaman bitmiyor. Yani fırsatlar hep var sadece bizim algımızın açık ve döngüleri doğru belirlememize bağlı. Ekonomideki dalgalanmalar tesadüf gibi görünse de tarihin belirli bir ritimle aktığını görüyoruz. Meşhur bir söz var ya tarih tekerrürden ibarettir diye. Bu fikirlerden biri de 19. yüzyılın sonlarında Samuel Benner tarafından ortaya atılan ve bugün hâlâ tartışılan “Benner Döngüsü”dür. Ona göre piyasalarda “iyi zamanlar”, “kötü zamanlar” ve “panik yılları” düzenli bir döngüye sahipti.
“Faiz Kararı ve Ekonomideki Denge Arayışı: Ne Beklemeli?”
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), bu haftaki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizini %46 sabit bırakarak piyasalarda “erken gevşeme” beklentilerine son verdi.
“ISO 500’de Alarm Zilleri: Büyük Şirketler Neden Batıyor?”
Türkiye ekonomisinin lokomotifi olması gereken ISO 500 şirketleri, 2024’ün ilk yarısında alarm veren sonuçlar açıklıyor. Son yıllarda, Türkiye’nin en büyük 500 sanayi şirketini temsil eden ISO 500 listesi, beklenmedik bir trende sahne oluyor: artan zararlar. Türkiye’nin sanayisinin bel kemiği olan ISO 500 şirketleri, neden zara açıklıyor? TÜİK’in Ağustos 2024 verilerine göre, bu şirketlerin %38’i net zarar ederken, sanayi üretimi Haziran ayında bir önceki yıla göre %1.5 daraldı. Daha da çarpıcı olanı, bu krizin iş piyasasına yansımaları: İşsizlik oranı Temmuz 2024’te %11,2’ye yükselirken, sanayi sektöründe 2024’ün ilk 6 ayında 87 bin istihdam kaybı yaşandı.
80 Yıllık Döngüler ve Kuşakların Ritmi: Tarih Nasıl Tekerrür Ediyor?
Tarih, büyük dönüşümlerin izlerini taşır. Kimi zaman bu değişimlerin belirli bir ritimle ilerlediği, adeta döngüler halinde tekrarlandığı iddia edilir. Bu döngüler hayatın ve kuşakların izini süren bir labirent gibidir. Özellikle 80 yıllık döngüler teorisi, ekonomik, siyasi ve toplumsal sarsıntıların yaklaşık her 80 yılda bir benzer şekilde ortaya çıktığını savunur. Ortalama bir insan ömrüne denk gelen bu döngüler ciddi değişimleri de beraberinde getiriyor. Strauss-Howe Kuşak Teorisi de bu döngüleri kuşakların davranışlarıyla açıklıyor.