Ramazan Çınar | Ağustos 2025
Türkiye’nin son dönemde aldığı en önemli karar KKM’yi bitirmek oldu. Bu, bütçe üzerindeki kur farkı yükünü azaltacak. KKM’nin en önemli yüklerinden biri Hazine ve Merkez Bankası’nın ödediği kur farkı maliyetiydi. Özellikle 2022–2023 döneminde kur şoklarının yaşandığı aylarda, bu fark bütçeye yüz milyarlarca lira ek yük bindirdi. KKM’nin sona ermesiyle bu kalem bütçeden silinecek → faiz dışı harcamalar rahatlayacak, bütçe açığı bir nebze kontrol altına alınabilecek. 2025’in ilk yedi ayında bütçe açığı 1 trilyon lirayı aştı. Temmuz ayında bile neredeyse 24 milyar liralık açık var. Üstelik faiz giderleri olmasa, tablo aslında çok daha farklı görünecek. Nitekim faiz dışı denge fazla veriyor. Ama iş faize geldiğinde tablo kararıyor: Yedi ayda ödenen faiz 1 trilyon 246 milyar TL. Bu rakam geçen yılın neredeyse iki katı. Devlet, kendi gelirinin büyük kısmını borcun faizine çalışıyor. Kısacası bütçedeki en büyük kara delik, faiz kalemi. Ama gözümüzü asıl sahaya çevirdiğimizde daha büyük bir tablo var: Sanayi üretimi artıyor gibi görünüyor, ama siparişler daralıyor, istihdam düşüyor, maliyetler ağırlaşıyor.
Bir ülke sanayisini ayağa kaldıramıyorsa, büyüme rakamları ne kadar güzel olursa olsun sürdürülebilir değildir. Burada bir illüzyon vardır ve gerçek olmadığı için de ilerleyen süreçte bu ortaya çıkacaktır. Verimliliğe ve katma değerli ürünlere önem vermeliyiz. Büyümenin toplumun geniş tabanına yayılmasını sağlamalıyız.
Sanayi Gerçekleri: İki Yüzlü Tablo
- Üretim artıyor → Haziran’da yıllık %8,3’lük bir sanayi üretim artışı var. Kâğıt üzerinde parlak.
- Sipariş azalıyor → PMI Temmuz’da 45,9; yani sektör daralıyor. “Bugün üretiyor, yarın sipariş yok.”
- İstihdam geriliyor → Son bir yılda sanayide 157 bin kişi işini kaybetti.
Bu tablo bize şunu söylüyor: Sanayi üretimi artıyor gibi görünse de, aslında temelsiz bir büyüme var.
KKM Sonrası Risk: Sanayinin Çifte Baskısı
KKM’nin sona ermesiyle birlikte kamu maliyesi biraz rahatlayacak, ama sanayi iki yönden baskı altında:
- Faiz Baskısı → Banka kredilerinin maliyeti çok yüksek. Yatırım iştahı kalmadı. İşletmeler ya küçülüyor ya da yatırım kararlarını erteliyor.
- Kur Riski → KKM’nin sağladığı döviz freninin kalkmasıyla, dövizde oynaklık artarsa en çok sanayi etkilenecek. Çünkü ithal girdi oranı hâlâ çok yüksek.
Somut Öneriler: Sanayide Çıkış Yolu
Burada sadece “eleştirmek” yetmez, yol haritası da çizmek gerekir. İşte uygulanması gereken 5 başlık:
- Sanayiye Özel Finansman Programı
- Kredi faizlerinin yüksekliği yatırım kararlarını kilitliyor.
- Eximbank ve Kalkınma Yatırım Bankası üzerinden düşük faizli, uzun vadeli kredi paketleri sanayiye ayrılmalı.
- Özellikle makine ve teknoloji yatırımlarına faiz desteği verilmeli.
- Sipariş Krizine Karşı Kamu Alımları
- Talebin düştüğü dönemlerde devlet, stratejik sektörlerden alım yaparak siparişleri destekleyebilir.
- Demiryolu, savunma, enerji ekipmanları gibi alanlarda yerli sanayiye öncelik sağlanmalı.
- İstihdamı Korumak İçin Teşvikler
- İşten çıkarmaların arttığı bu dönemde SGK prim destekleri sanayi çalışanlarına odaklanmalı.
- “Sanayide istihdam koruma fonu” gibi özel mekanizmalar devreye alınmalı.
- Yerli Girdi Oranını Artırmak
- Sanayi üretiminde ithal ara malı oranı çok yüksek (%70’e varan bazı sektörler var).
- Teşvikler, yerli ara malı üretimine yönlendirilmeli. Böylece kur şokları sanayiye daha az zarar verir.
5. Sanayi Planlaması ve OSB Reformu
- Organize Sanayi Bölgeleri’nin (OSB) enerji, lojistik ve finansmana erişim maliyetleri düşürülmeli.
- Sanayi Bakanlığı, “2030 Sanayi Stratejisi”ni kağıt üzerinde bırakmamalı; uygulamaya sokmalı.
Sektörel Gerçekler: İllüzyonun Perdesi
1. Otomotiv: Üretiyor ama İç Pazar Daralıyor
- Türkiye, Avrupa’ya otomotiv ihracatında hâlâ güçlü. 2025’in ilk yarısında otomotiv ihracatı %7 arttı.
- Ama iç pazarda satışlar daralıyor; yüksek faizli kredi ve artan araç fiyatları iç talebi bastırıyor.
- Firmalar ihracata yaslanıyor; bu da dövizdeki dalgalanmayı daha tehlikeli hale getiriyor.
2. Tekstil: İhracat Düştü, İş Gücü Azalıyor
- Tekstil ve hazır giyimde ihracat, 2025’in ilk yarısında %12 geriledi.
- Avrupa’daki talep zayıflığı ve Çin rekabeti Türk üreticiyi sıkıştırıyor.
- Yüksek enerji ve işçilik maliyetleri yüzünden birçok küçük atölye kapısına kilit vuruyor.
3. Demir-Çelik: Kur ve Enerjiye Bağımlı
- Sanayi üretimindeki %8,3’lük artışın önemli kısmı demir-çelikten geliyor.
- Ancak üretimde kullanılan hammadde ve enerji büyük ölçüde ithal.
- Kurda oynaklık olursa, çarklar durma noktasına gelebilir. “Üretiyoruz” denilen yer aslında kur riskine en açık sektör.
Son Söz: Rakamlar Değil, Gerçekler Konuşsun
Bugün hükümet “bütçe açıklarını kapatıyoruz, KKM bitti” diye övünebilir. Ama gerçek başka: sanayi kan kaybediyor. Üretim artışıyla övünmek kolaydır, ama siparişlerin düştüğü, istihdamın azaldığı, maliyetlerin arttığı bir tabloda sanayiyi ayakta tutmak zordur.
KKM defteri kapandı. Şimdi soru şu: Sanayi çarklarını kim çevirecek? Türkiye’nin çıkışı rakamlarda değil, gerçek sanayi politikalarında. Eğer bu soruya net bir yanıt verilemezse, büyüme rakamları sadece bir illüzyon olur. Türkiye’nin çıkışı, güçlü bir sanayi politikasından geçiyor. Aksi halde KKM biter, ama sanayi de biter.
Saygılarımla…24.8.2025

