Ramazan Çınar | Eylül 2025
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) eylül toplantısında politika faizini 250 baz puan düşürerek %40,5’e çekti. Bu adım, yaz başından bu yana başlayan faiz indirim sürecinin devamı niteliğinde. Karar, piyasalarda hem rahatlama hem de soru işaretleri yarattı. Zira enflasyon hâlâ %30’ların üzerinde ve kurdaki oynaklık sürüyor. Siyasi risklerin arttığı ve kritik bir haftaya girdiğimiz bu süreçte faiz indirimi gelmesi de Merkezin bu konudaki ciddiyetini bir kere daha gösterdi. Pazartesi günü yaşanacak olan CHP kurultay davası kritik bir öneme sahip ve piyasalardaki volatilite yüksek olması muhtemeldir.
Küresel tabloya baktığımızda ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) faizleri sabit tuttu. Ancak Fed’in yıl bitmeden kademeli indirimlere başlaması bekleniyor. Bu durum gelişmekte olan ülkeler için finansman koşullarını kolaylaştırsa da Türkiye’ye özgü riskler nedeniyle tek başına yeterli değil. Enflasyonun ve faizlerin tüm dünyada biraz daha yüksek seyretmeye devam edeceğini görüyoruz.
Önümüzdeki dönemde TCMB’nin nasıl adımlar atacağı merak konusu. Ekim ve aralık toplantılarında kademeli indirimlerin devam etmesi olası. Eğer faizler yıl sonuna kadar 100–200 baz puan daha aşağı çekilirse, politika faizi yüzde 38,5–39,5 bandına inebilir. Böyle bir senaryoda yıl sonunda enflasyonun %28–34 arasında kalması, dolar/TL’nin ise 45 seviyelerinde dengelenmesi beklenebilir. Daha iyimser bir tabloya göre TCMB daha cesur davranırsa, faiz yıl sonunda 36–37 seviyelerine kadar çekilebilir. Fakat bu durumda kurda 47’e yaklaşan hareketler görebiliriz. Tersine, enflasyonda ya da kurlarda beklenmedik bir bozulma olursa Merkez Bankası indirimlere ara verip faizleri sabit tutmak zorunda kalabilir. Merkezin cesur davranacağı alanın olmadığını ve risklerin arttığını düşündüğüm için yıl sonu 40’ların altında bir şekilde faizi kapatmaya çalışacaklarını düşünüyorum.
Şu gerçek değişmiyor: Türkiye enflasyonla mücadelesini henüz tamamlamadı. Gerçekte uygulanan bir politika da yok maalesef. Bazı söylemler duyuyorum uygulanan politika devam etmeli Mehmet bey ve ekibi devam etmeli diye yapılan hiçbir şey yok ki neye devam edecek gerçekten anlamak mümkün değil. Sadece vatandaşın üstüne oynayarak ve piyasaları sıkıştırarak uygulanan bir modelin doğru ya da başarılı olduğunu savunmak çok saçma geliyor. Çünkü bu alanda yapılan çalışmalar, atılan adımlar yeterli değil. Kamunun hala bir tasarruf yapmadığını ve maliye politikalarının desteklerinin olmadığı ve yapısal reformların olmadığını gördüğümüz için enflasyonun düşmesi maalesef sınırlı olmaktadır. Ancak, yapısal sorunlar (örneğin gıda enflasyonu ve enerji maliyetleri) çözülmediği sürece, enflasyonun hedeflenen seviyelere inmesi zaman alacaktır. Faizlerin hızlı indirilmesi, kısa vadede büyümeyi desteklese de uzun vadede beklentileri bozarak enflasyon sarmalını yeniden güçlendirebilir. Bu nedenle TCMB’nin “kademeli ve veri odaklı” adımlar atması kritik.
Pazartesi günü (yarın) anormal bir durum yaşamazsak ve piyasaları bozucu hareketler olmazsa eğer; 2025 yılını kapatırken temel senaryo, enflasyonun %30 civarında, dolar/TL’nin 45 bandında, politika faizinin ise %38–40 aralığında şekillenmesi olacaktır. Daha ötesi, hem Merkez Bankası’nın iletişim gücüne hem de küresel dalgalanmalara bağlı olacak. Türkiye ekonomisi için en değerli unsur, piyasalara güven verecek tutarlılık. Merkez Bankası’nın bundan sonraki iki toplantısı, yalnızca rakamlarla değil, verdiği mesajlarla da yakından takip edilecek.
Saygılarımla…14.09.2025

