Ramazan Çınar | Şubat 2026
Tarih, bazen en büyük hamlelerini sessizce yapar. 1985 yılında New York’taki Plaza Otel’de alınan bir karar, o dönemin yükselen gücü Japonya’yı 40 yıllık bir duraklamaya hapseden süreci başlatmıştı. O gün bir araya gelen Amerika, Japonya, Almanya, Fransa, İngiltere aldıkları kararla Japonya’nın hegemonyasına son veriyorlardır. Bugün, 2026’nın ilk çeyreğinde Yuan’ın Dolar karşısındaki %5,5’lik sessiz yükselişi, akıllara tek bir soruyu getiriyor: Yeni bir Plaza Anlaşması mı kurgulanıyor?
Japonya Senaryosu: Tekerrür mü?
1980’lerde Japonya; Toyota ve Sony ile ABD’yi domine ediyordu. Toyota Amerikan otomotiv endüstrisini yok ediyor ve Amerika’da Otomotiv fabrikaları birer birer kapanıyordu. Sony, Canon, Panasonic elektronik pazarını ele geçirmişlerdi ve rekabet edilemez bir noktaya doğru ilerliyorlardı. 1985’te Dünya’nın en büyük 10 bankasının 8 tanesi Japon’du. Amerika’nın ticaret açığı 150 milyar dolara ulaşmıştı ve Kongre öfkeliydi. Senatörler “Japonya’ya %50 gümrük vergisi koyalım” diye bağırıyordu. Reagan yönetimi farklı bir plan yaptı ve bu plan Japonya’yı 40 yıllığına bitirdi. Reagan yönetimi, Japonya’yı masaya oturtup Yen’in değerini zorla artırdığında Japon ihracatı çöktü.
Japonya’ya için karar anıydı ve “Ya bu anlaşmayı kabul edecek ya da Kongre %50 gümrük vergisi koyar ve ticaret savaşı başlayacaktı.” Japonya kabul etmek zorunda kaldı ve Plaza Anlaşması imzalandıktan sonra 5 ülkenin merkez bankası koordineli şekilde dolar sattı. Yen, Mark, Frank aldı. Japon Yeni 24 ay içinde %100 değerlendi ve Japon ekonomisi için tehlike li durum ortaya çıkmaya başladı. Ekonomi çökmeye başladı. Yen güçlenince Japon ürünleri pahalı olmaya başladı. Örnek vermek gerekirse; Toyota’nın bir arabası 1985’te Amerika’da 10,000 dolara satılıyordu. 1987’de aynı araba 18,000 dolara çıktı. Amerikalı tüketici “çok pahalı” dedi ve almadı. Sony, Honda , Canon , Panasonic hepsi aynı kaderi paylaştı ve satışlar çöktü.
Japonya’nın İhracat rakamları:
1985: 175 milyar dolar
1988: 100 milyar dolar. 3 yılda sadece %43 düşüş oldu.
Toyota, Sony, Honda hepsi zarar etmeye başladılar ve sırasıyla fabrikalar kapandı. İşten çıkarmalar başladı. İhracat bitmiş, işsizlik artıyor, ekonomi daralıyordu. Ya faiz düşüreceklerdi ya ekonominin çökmesine izin vereceklerdi.
Faizi agresif şekilde indirmeye başladılar:
1985: %5 faiz
1990: %2.5 faiz
2000: %0.1 faiz
2016: -%0.1 faiz (negatif faiz!)
Yaklaşık 30 yıl boyunca sıfır faiz politikası uyguladılar ama hiçbir şey işe yaramadı. Ekonomiyi canlandırmak için Merkez Bankası trilyonlarca Yen bastı ama bu paralar aşırı fiyat artışına ve varlık balonların oluşmasına neden oldu. 1986-1989 arası Tokyo’da emlak fiyatları aşırı yükseldi. Nikkei borsası 10 bin’den 38 bin’e yükseldi. 1990’da Nikkei borsası %82 düştü. Ve balon patladı. 13 yıl süren bir çöküş başladı. Japonya deflasyon tuzağına düştü.
Gelelim günümüze; Benzer senaryo şimdi Çin için mi uygulanacak çünkü; Çin ekonomik olarak ABD geçmek üzere. Enerji üretiminde 2 kat ilerideler. Üretimde tüm dünyaya gerekli kapasiteye sahip durumdalar. Teknolojik olarak da ileri düzeydeler. Son 12 ayda Yuan Dolar karşısında %5.5 güçlendi. Trend devam ediyor. Herkes “küçük bir hareket” diyebilir ama para piyasalarında %5 hareket deprem etkisi yaratır. Özellikle dünyanın ikinci büyük ekonomisi söz konusuysa bu hareket çok şey anlatıyor. Bugün Çin, BYD ve 5G teknolojisiyle benzer bir noktada. Yuan güçlendikçe, Çin’in “ucuz üretim” avantajı Bangladeş ve Hindistan gibi ülkelere kayıyor. Çin güçlenmiyor; aksine ihracat silahı elinden alınıyor olabilir.
Trump ve “Zayıf Dolar” Kumarı
Trump’ın masasında iki devasa sorun var: 38 trilyon dolarlık borç ve Çin hegemonyası. “Zayıf Dolar” stratejisi, bu iki düğümü birden çözmeyi amaçlıyor:
- Borç: Dolar %50 zayıflarsa, borcun reel değeri yarı yarıya erir.
- Çin: Yuan güçlenirse Çin’in büyümesi durur.
AI ve Robotik: Enflasyonun Panzehiri
Herkesin aklındaki soru şu: “Dolar zayıflarsa ABD halkı enflasyondan ezilmez mi?” İşte burada Elon Musk ve Fed adayı Kevin Warsh’ın “Robotik Deflasyon” tezi devreye giriyor. Plan şu: Dolar zayıflarken, yapay zeka ve insansı robotlar üretim maliyetini sıfıra indirecek. Mal bolluğu fiyatları aşağı çekecek. Böylece zayıf dolara rağmen halk fakirleşmeyecek, aksine ABD üretimi yeniden canlanacak.
RİSKLER
Risk 1: Robotlar beklediği gibi çalışmazsa dolar zayıf, üretim artmadı, enflasyon yükseldi. Halk fakirleşti.
Risk 2: İşsizlik artar. Robotlar işçilerin yerini alır. Sosyal kriz çıkar. Hükümet daha fazla yardım yapar. Elon Musk’ın “Emeklilik için para biriktirmenize gerek yok” sözü aslında bunu destekliyor.
Ama alternatif ne? Hiçbir şey yapmazlarsa 2030’da 50 trilyon, 2035’te 70 trilyon dolar borç. Sonuç: Şişirilmiş balon gibi patlama.
Sonuç: Hegemonya Savaşında Yeni Perde
ABD, 1985’teki gibi gümrük vergileriyle savaşmak yerine, paranın değerini ve üretim biçimini değiştirerek Çin’i durdurmayı hedefliyor. Çin; yapay zeka ve robotik devrime, ABD’nin “Zayıf Dolar” hamlesi karşısında kendi “iç tüketimini” canlandırarak yanıt verebilecek mi?
1985’te Japonya bu savaşı kaybetti. 2026’da Çin’in kaderini ise robotlar ve algoritmalar belirleyecek.
Saygılarımla…15.2.26

