

Ağustos 2, 2026
Borsa İstanbul’da kısa vadede yukarı yönlü yeni bir hareketin başlayabileceğini düşünüyorum. Ancak bu hareketin geçmiş yıllarda olduğu gibi tüm hisseleri yukarı taşıyan geniş tabanlı bir ralli olmayacağı kanaatindeyim. Mevcut makroekonomik görünüm, bankacılık sektörünün değerlemeleri, yabancı yatırımcı davranışı ve teknik göstergeler birlikte değerlendirildiğinde, bu sürecin lokomotifinin bankacılık hisseleri olma ihtimali daha yüksek görünüyor.
Ağustos 2, 2026
S&P 500 son iki yılda yatırımcılarına güçlü getiriler sağladı. Yapay zekâ yatırımları, büyük teknoloji şirketlerinin beklentilerin üzerinde gelen bilançoları ve ekonominin resesyona girmeden büyümeyi sürdürmesi, endeksi yeniden tarihi zirvelere taşıdı. Ancak finansal piyasalarda en yüksek fiyatlar her zaman en düşük riski ifade etmez. Aksine, geçmiş büyük düzeltmeler incelendiğinde ortak bir özellik dikkat çeker: Riskler, çoğu yatırımcının artık risk görmediği dönemlerde birikmeye başlar. Finansal piyasalarda en tehlikeli dönemler, risklerin görünmediği değil, yatırımcıların riskleri önemsememeye başladığı dönemlerdir.
Ağustos 2, 2026
Birinci yazıda üretimin karşı karşıya olduğu maliyet baskısını ele almıştım. Bu yazıda ise daha temel bir soruya cevap arıyorum: Türkiye neden küresel rekabette geriliyor? Sorun yalnızca yüksek enflasyon veya yüksek faiz değil. Asıl sorun, üretim maliyetlerinin rakip ülkelerden daha hızlı artması ve buna karşın verimlilik artışının aynı hızda gerçekleşmemesi.
Temmuz 26, 2026
“Ekonomiler bazen krizlerle değil, sessizce güç kaybeder. Fabrikalar çalışmaya devam eder, üretim sürer, ihracat yapılır. Ancak bir noktadan sonra rakamlar, görünmeyen bir gerçeği ortaya koymaya başlar: Rekabet gücü erimektedir.”
Türkiye’nin son beş yılda yaşadığı süreç tam da böyle bir hikâyeyi anlatıyor. Bugün ihracatçının, sanayicinin ve üreticinin dile getirdiği “rekabet edemiyoruz” serzenişi yalnızca bir algı değil; resmi verilerle desteklenen yapısal bir dönüşümün sonucu.
Siz değerli takipçilerim için Siyaset, Spor, Teknoloji ve Finans hakkında haberi ve yorumları paylaşıyorum.
Ağustos 2, 2026
Borsa İstanbul’da kısa vadede yukarı yönlü yeni bir hareketin başlayabileceğini düşünüyorum. Ancak bu hareketin geçmiş yıllarda olduğu gibi tüm hisseleri yukarı taşıyan geniş tabanlı bir ralli olmayacağı kanaatindeyim. Mevcut makroekonomik görünüm, bankacılık sektörünün değerlemeleri, yabancı yatırımcı davranışı ve teknik göstergeler birlikte değerlendirildiğinde, bu sürecin lokomotifinin bankacılık hisseleri olma ihtimali daha yüksek görünüyor.
Ağustos 2, 2026
S&P 500 son iki yılda yatırımcılarına güçlü getiriler sağladı. Yapay zekâ yatırımları, büyük teknoloji şirketlerinin beklentilerin üzerinde gelen bilançoları ve ekonominin resesyona girmeden büyümeyi sürdürmesi, endeksi yeniden tarihi zirvelere taşıdı. Ancak finansal piyasalarda en yüksek fiyatlar her zaman en düşük riski ifade etmez. Aksine, geçmiş büyük düzeltmeler incelendiğinde ortak bir özellik dikkat çeker: Riskler, çoğu yatırımcının artık risk görmediği dönemlerde birikmeye başlar. Finansal piyasalarda en tehlikeli dönemler, risklerin görünmediği değil, yatırımcıların riskleri önemsememeye başladığı dönemlerdir.
Ağustos 2, 2026
Birinci yazıda üretimin karşı karşıya olduğu maliyet baskısını ele almıştım. Bu yazıda ise daha temel bir soruya cevap arıyorum: Türkiye neden küresel rekabette geriliyor? Sorun yalnızca yüksek enflasyon veya yüksek faiz değil. Asıl sorun, üretim maliyetlerinin rakip ülkelerden daha hızlı artması ve buna karşın verimlilik artışının aynı hızda gerçekleşmemesi.
Temmuz 26, 2026
“Ekonomiler bazen krizlerle değil, sessizce güç kaybeder. Fabrikalar çalışmaya devam eder, üretim sürer, ihracat yapılır. Ancak bir noktadan sonra rakamlar, görünmeyen bir gerçeği ortaya koymaya başlar: Rekabet gücü erimektedir.”
Türkiye’nin son beş yılda yaşadığı süreç tam da böyle bir hikâyeyi anlatıyor. Bugün ihracatçının, sanayicinin ve üreticinin dile getirdiği “rekabet edemiyoruz” serzenişi yalnızca bir algı değil; resmi verilerle desteklenen yapısal bir dönüşümün sonucu.