Ramazan Çınar | Ağustos 2026

Benim Tezim: Bu Kez Liderliği Bankalar Üstlenecek, Ancak Her Hisse Aynı Performansı Göstermeyecek

Borsa İstanbul’da kısa vadede yukarı yönlü yeni bir hareketin başlayabileceğini düşünüyorum. Ancak bu hareketin geçmiş yıllarda olduğu gibi tüm hisseleri yukarı taşıyan geniş tabanlı bir ralli olmayacağı kanaatindeyim. Mevcut makroekonomik görünüm, bankacılık sektörünün değerlemeleri, yabancı yatırımcı davranışı ve teknik göstergeler birlikte değerlendirildiğinde, bu sürecin lokomotifinin bankacılık hisseleri olma ihtimali daha yüksek görünüyor.


Borsa İstanbul Yeni Bir Hikâye Arıyor

Finansal piyasalar çoğu zaman bugünü değil, geleceğe ilişkin beklentileri fiyatlar. Bu nedenle en güçlü yükselişler, ekonomik verilerin en iyi olduğu dönemlerde değil; beklentilerin kötüden daha iyiye dönmeye başladığı zamanlarda ortaya çıkar.

Bugün Borsa İstanbul’a baktığımda tam da böyle bir eşikte olduğumuzu düşünüyorum.

Enflasyon hâlâ yüksek, finansman maliyetleri güçlü seyrini koruyor ve şirketler zor bir faaliyet ortamında çalışıyor. Buna rağmen piyasalar önümüzdeki dönemi satın almaya başlayabilir.

Benim değerlendirmeme göre kısa vadede Borsa İstanbul’da yeni bir yükseliş hareketi başlayabilir. Ancak bu kez yatırımcıların alışık olduğu gibi bütün hisselerin birlikte yükseldiği bir dönem beklemiyorum.

Bu rallinin daha seçici olacağı ve sektörler arasında belirgin ayrışmalar yaşanacağı görüşündeyim.


Makro Görünüm Neden Destekleyici?

Piyasaların yönünü yalnızca şirket bilançoları belirlemez. Para politikası, enflasyon beklentileri, yabancı yatırımcı davranışı ve küresel risk iştahı da en az bilançolar kadar önemlidir.

Önümüzdeki dönemde piyasaların odaklanacağı temel başlıklar şunlar olacaktır:

  • Enflasyondaki düşüş eğiliminin devam edip etmeyeceği,
  • TCMB’nin faiz politikasına ilişkin beklentiler,
  • Yabancı yatırımcı girişlerinin hız kazanıp kazanmayacağı,
  • Türkiye’nin risk primindeki (CDS) olası iyileşme,
  • Küresel piyasalarda risk iştahının seyri.

Bu başlıklarda sınırlı da olsa olumlu bir değişim yaşanması hâlinde, ilk tepkiyi verecek sektörün bankacılık olacağını düşünüyorum.


Neden Bankalar?

Bankacılık sektörü son iki yılda yüksek faiz ortamı, düzenlemeler ve yatırımcı algısı nedeniyle Borsa İstanbul’un gerisinde kaldı.

Ancak piyasalarda liderlik çoğu zaman en çok geride kalan sektörlerden gelir.

Bugün bankaları öne çıkaran dört temel neden görüyorum.

Birincisi, faiz beklentileri.

Piyasalar faiz indiriminin gerçekleşmesini değil, yaklaşmasını fiyatlar. Beklentiler değişmeye başladığında ilk tepki çoğu zaman bankacılık hisselerinde görülür.

İkincisi, yabancı yatırımcı davranışı.

Geçmiş piyasa döngülerinde yabancı fonların Borsa İstanbul’a dönüşlerinde ilk tercihleri büyük ölçekli ve likit bankalar olmuştur.

Üçüncüsü, değerleme.

Bankacılık sektöründeki birçok hisse tarihsel çarpanlarına göre hâlâ dikkat çekici seviyelerde işlem görüyor.

Dördüncüsü, endeks üzerindeki ağırlıkları.

Bankacılık endeksi güçlenmeden BIST 100’de kalıcı ve güçlü bir yükselişin gerçekleşmesi tarihsel olarak oldukça zor olmuştur.


Veri Katmanı: Bankalar Ne Söylüyor?

Bankacılık sektörünü değerlendirirken yalnızca fiyat hareketlerine bakmak yeterli değildir. Asıl önemli olan, fiyatın arkasındaki finansal gücü anlamaktır.

Önümüzdeki günlerde yayımlanacak güncel finansal tablolarla birlikte aşağıdaki göstergeleri ayrıntılı olarak takip edeceğim:

  • Fiyat/Kazanç (F/K) oranı
  • Piyasa Değeri / Defter Değeri (PD/DD)
  • Özkaynak kârlılığı (ROE)
  • Net faiz marjı
  • Sermaye yeterlilik oranı
  • Takipteki kredi oranı (NPL)
  • Net kâr büyümesi
  • Yabancı yatırımcı payındaki değişim

Bu göstergeler, fiyat hareketlerinin ne ölçüde temel verilerle desteklendiğini ortaya koyacaktır.


Özellikle Hangi Hisseler?

Bankacılık sektörü içinde iki hisseyi yakından izliyorum.

GARAN

Garanti BBVA, güçlü sermaye yapısı, yüksek aktif kalitesi, dijital bankacılık yatırımları ve yabancı yatırımcılar tarafından yoğun şekilde takip edilen hisselerden biri.

Olası yabancı fon girişlerinde ilk tepki verebilecek hisseler arasında yer aldığını düşünüyorum.

SKBNK

Türkiye Sınai Kalkınma Bankası ise klasik mevduat bankalarından farklı bir iş modeline sahip.

Yatırım bankacılığı alanındaki uzmanlığı, uzun vadeli proje finansmanı tecrübesi ve yatırım odaklı yapısı nedeniyle farklı bir hikâye sunuyor.

Faiz beklentilerindeki değişimin ve yatırım iştahındaki toparlanmanın, SKBNK üzerinde pozitif fiyatlama oluşturabileceği kanaatindeyim. Özellikle 22 Liralardan 6.7 kadar gerçekleşen sert düşüş sonrası da bir tepki hareketinin olması muhtemeldir. (Grafikte belirtilen sarı gibi hareket etmesini bekliyorum.Eylül 2022 gibi bir durum söz konusu)

Bu nedenle mevcut görünüm içerisinde hem GARAN’ın hem de SKBNK’nın bankacılık sektöründe pozitif ayrışabilecek hisseler arasında yer aldığını düşünüyorum.


Piyasanın Gözden Kaçırdığı Nokta

Bugün yatırımcıların önemli bir kısmı faiz kararlarına odaklanıyor.

Ben ise piyasaların faiz kararından önce beklentileri satın aldığını düşünüyorum.

Ekonomide mükemmel bir tablo oluşmasına gerek yok.

Beklentilerin kötüden daha iyiye dönmesi bile piyasa açısından önemli bir katalizör olabilir.

İşte bu nedenle bankacılık hisselerinin ilk tepkiyi verecek sektör olabileceğini değerlendiriyorum.


Ramazan Çınar’ın Tezi

Benim değerlendirmem nettir.

Kısa vadede Borsa İstanbul’da yukarı yönlü yeni bir hareket bekliyorum.

Ancak bunun geçmiş yıllarda olduğu gibi bütün hisseleri yukarı taşıyan geniş tabanlı bir boğa piyasası olmayacağını düşünüyorum.

Bu yükselişin liderliğini bankacılık sektörünün üstlenme ihtimalini yüksek görüyorum.

Özellikle GARAN, SKBNK, ESEN, TCELL, ULKER hisselerinin, mevcut makroekonomik görünüm, sektör dinamikleri ve teknik yapı dikkate alındığında pozitif ayrışabilecek hisseler arasında yer aldığını değerlendiriyorum.

Başarıyı belirleyecek unsur endeks tahmini değil; doğru sektör ve doğru şirket seçimi olacaktır.


Bu Tezi Ne Yanlışlar?

Her analiz, yanlış anlaşılabileceği koşulları da açıkça ortaya koymalıdır.

Aşağıdaki gelişmeler bu değerlendirmemi değiştirebilir:

  • Beklenenden daha sıkı para politikası,
  • Faiz indirimi beklentilerinin ötelenmesi,
  • Banka bilançolarının piyasa beklentilerinin belirgin şekilde altında kalması,
  • Küresel piyasalarda risk iştahının sert biçimde bozulması,
  • Jeopolitik risklerin artması,
  • Borsa İstanbul’dan yabancı yatırımcı çıkışının hızlanması.

Yeni veriler bu varsayımları değiştirirse, analizimi de aynı açıklıkla güncelleyeceğim.


Sonuç

Piyasalarda en zor olan, yükseliş başladıktan sonra neden yükseldiğini anlatmak değildir.

Asıl değer, henüz piyasa ortak bir görüş oluşturmadan önce verileri doğru okuyabilmek ve bunlardan tutarlı bir tez üretebilmektir.

Bugün elimizdeki makroekonomik göstergeler, bankacılık sektörünün değerlemeleri ve teknik görünüm birlikte değerlendirildiğinde, Borsa İstanbul’da kısa vadeli bir yükseliş denemesinin olası olduğunu düşünüyorum.

Ancak bu hareketin bütün hisseleri kapsayan bir boğa piyasasına dönüşeceği görüşünde değilim.

Benim beklentim; seçici, sektör bazlı ve özellikle bankacılık hisselerinin öncülük ettiği bir yükseliş süreci yaşanmasıdır.

Zaman bu tezin doğruluğunu gösterecek.

Ancak yatırım dünyasında önemli olan yalnızca doğru tahminde bulunmak değildir. Asıl önemli olan, ulaşılan sonucun hangi verilere dayandığını şeffaf biçimde ortaya koyabilmektir.


Analistin Pozisyonu

BaşlıkGörünüm
Makro Görünüm🟡 İyileşiyor
Para Politikası Beklentisi🟡 Destekleyici
Bankacılık Sektörü🟢 Pozitif
Sanayi Hisseleri🟡 Seçici
BIST 100🟢 Pozitif
Risk Seviyesi🟡 Orta
Yabancı Yatırımcı Beklentisi🟢 Güçlenebilir
6 Aylık Görünüm🟢 Pozitif

Şeffaflık Notu: Bu analiz, yayımlandığı tarihte kamuya açık makroekonomik veriler, şirket finansalları ve teknik analiz göstergeleri dikkate alınarak hazırlanmıştır. Yazıda yer alan değerlendirmeler kişisel analiz ve beklentilerimi yansıtmaktadır; yatırım kararları için tek başına yeterli görülmemelidir.

Saygılarımla…2.8.26

Visited 1 times, 1 visit(s) today
Close